![]() |
|
|
#1 (permalink) |
|
ADMİN
|
ÖNEMLİ NOT: Bu sayfada anlatılan
kullanılması önerilen bitkisel ürünler klasik tedavilere "alternatif" bir tedavi yöntemi değildir Kanserli bir hastanız var ise doktorunuzla irtibatı koparmadan gereken tedavilerinizi yaptırınız Ancak klasik tedavilerinize ek olarak yine doktorunuza danışarak aşağıda bahsedilen bitkisel ürünleri kullanabilirsiniz Bu ürünlerin isimleri sır gibi saklı değildir Faydalanmak isteyen kişilere liste halinde zaten verilmektedir Fiyatları gayet makuldür Sağlık Müdürlüklerinden izin almış mağazalardan rahatlıkla temin edilebilir Kanser Nedir?[/b] Kanser vücuttaki hücrelerin denetimden çıkıp vücudun diğer bölümlerinden bağımsız ve kontrolsüz bir biçimde büyümeye başladığı bir hastalıktır Bu hücreler saldırıya geçen öfkeli vahşiler gibi vücudun normal kurallarına isyan başlatır ve kendine ait ayrı bir düzen oluştururlarBu isyancı örgütler yada hastalıklı oluşumlar daha sonra vücudun işleyişine müdahale etmeye başlar Şayet engellenmeleri için birşey yapılmazsa en önemli organların iflasına ve dolayısıyla ölüme yol açar Kanserin Bilinen Nedenleri ve Risk Faktörleri: Hücrelerin böyle aniden çıldırmasının birçok karmaşık nedeni vardır ve bunlar henüz tam anlamıyla anlaşılamamıştır Kişinin ruhsal durumu ve beslenmesi gibi iç faktörlerle doğru düşünceleri düşünmeme ve doğru egzersizleri yapmama hastalığıdırKANSER YAPAN ETKENLER BEDENSEL ÖZELLİKLER: Aileden gelen (genetik) kansere yatkınlık: Meme kanseri bazı çocukluk çağı tümörleri gibiHormonal nedenler: Meme kalınbağırsak kanseri ve bazı yumurtalık tümörleri gibiÇEVRESEL FAKTÖRLER Fiziksel Etkiler: Güneş ışığı: (deri kanserleri) Radyasyon: (lösemiler tiroit kanserleri ile yumuşak doku tümörleri)Isı: Deri yemek borusu ve yutak kanserleriMekanik darbeler: Kemik ve yumuşak doku tümörleri Kimyasal etkiler: Endüstriyel maddeler: · Alüminyum ürünleri: Akciğer mide kanserleri· Ayakkabı sanayisinde kullanılan maddeler: Lösemi idrar kesesi ve sindirim yolları kanserleri· Kömür dumanları: Deri Akciğer ve idrar kesesi kanserleri· Kok kömürü ürünleri: Deri akciğer ve böbrek· Demir tozları: Solunum yolları cinsel organlar ve boşaltım organları· Boyalar: Akciğer idrar kesesi· Lastik endüstrisi: İdrar kesesi bein· Mobilyacılıkta kullanılan maddeler: Gırtlak ve sinüs kanserleri İlaçlar: · Ağrı kesiciler: Böbrek ve idrar yolları · Östrojen: Meme döl yatağı ve testis· Doğum kontrol hapları: Karaciğer döl yatağı· Bazı kanser tedavisinde kullanılan ilaçlar: Lösemi idrar kesesi Besinler:· Yağlı yiyecekler: Meme kalın bağırsak· Bazı küfler (alfatoksinler): Kalın bağırsak · Yanmış yağlar: Meme kalınbağırsak· Kırmızı etten zengin diyetler: kalınbağırsak · İyottan fakir diyet: tiroid bezi Diğer kimyasal kanser yapıcı etkenler: · Sigara: Akciğer karaciğer· Alkollü İçecekler: Ağız meme· Asbestos: Akciğer gırtlak· Benzen: Lösemi · Kömür tozları: Deri akciğer ve idrar kesesi· Kömür tozu sindirim yollarıi lösemi· Madeni yağlar: Deri sindirim ve solunum yolları· Naftalin: İdrar kesesi karaciğer· Hardal gazı: Akciğer yutakVirüsler bakteriler: · Hepatit B ve C virüsü: Karaciğer · T gözeli lösemi virüsü: Lösemi · HP virüsü: Döl yolu ağzı gırtlak· Helicobacter pylori: Mide Diğer risk faktörleri: · Yaş: 55 yaşın üstinde olmak: Bedenin birçok yerinde görülen kanserler · Stres: Çeşitli dokulardaki tümörler · Hareketsiz yaşam tarzı: Meme diğer yerleşimler· Yüksek tansiyon: Meme kolon· Ümmin sistem yetersizliği: lenfoma karsinoma· Kadının rastgele cinsel ilişkisi: Rahim ağzı · Erkekte temizliğe uymama : Penis · Erkek homoseksüel ilişkisi: Kaposi sarkomu anüs ve dilKanserde Bağışıklık Sisteminin Önemi: Kanserle bağışıklık sistemi arasında çok önemli bir bağ vardır Vücudun kanserle savaşmasındabağışıklıksistemi anahtar görevi üstleniyor Bağışıklık sistemi herhangibir nedenle zayıflarsa daha doğrusu bağışıklık sisteminin zayıflamasının yol açtığı bir hastalık olarak görülebilir Bağışıklık sisteminin zayıflamasının yol açtığı tek hastalık kanser olmamakla birlikte bu hastalıklar içindeki en ciddi örnektirBAĞIŞIKLIK SİSTEMİ NEDİR? Bağışıklık sistemi vücudun hastalık yapabilecek mikroorganizmalara karşı oluşturduğu savunma sistemidir Bağışıklık sistemi kavramı çok eski tarihlerden beridir bilinmektedir Bulaşıcı hastalıklar geçiren ve iyileşen kişilerin yeniden aynı hastalığa yakalanmadıkları görülmüş ve böylece bağışıklık sisteminin varlığı anlaşılmıştır Bağışıklık sisteminde temelde 2 grup hücre rol oynar Fagositler ve lenfositler Bu hücreler belirli anatomik bölgelerde yer almakla birlikte yaygın olarak bütün vücuda dağılmış durumdadır ve topluca bağışıklık sistemini oluştururlar Bağışıklık sisteminin vücuda yabancı nesnelerle vücudun kendi yapılarını tanıma ve ayırt etme yeteneği vardır Sistem vücut yapılarına karşı herhangi bir tepki göstermez Bu olaya da immünolojik tolerans denir Sistemdeki bazı hücreler genel savunma görevini üstlenmişlerdir Bunlar vücudun kendisinden olmayan yabancı olarak gördükleri her şeye saldırırlar Genel savunma hücreleri az önce bahsettiğimiz FagositlerdirFagositlerin erleri olarak tabir edebileceğimiz nötrofiller kan içinde çok hızlı hareket ederek düşmanı gördükleri zaman amip gibi kollar uzatıp etrafını sarar ve kimyasal silah gibi üzerine sindirim enzimleri salgılarlar Makrofajlar ise büyük ve yavaş yiyici hücrelerdir Sonsuz sayıda bakteriyi yavaş yavaş yiyebilirler Virüs ya da bakteriyi sindirdikten sonra makrofajlar yedikleri saldırganın parçalarını dışarı atarak lenfositler adı verilen hücrelere sunarlar Bundan sonra özel hedefe yönelik lenfosit hücreleri devreye girer Bunların B ve T hücreleri olmak üzere iki türü vardır B hücreleri savunma sisteminin generalleri olarak düşünülebilir Kan dolaşımına antikorları gönderirler daha önceki savaşların kayıtlarını tutarak aynı saldırıların tekrarlanmasını engellerler Üç tür olan T hücrelerinden Öldürücü T hücreleri vücutta virüsler tarafından kuşatılan hücreleri öldürür Yardımcı T hücreleri ve Bastırıcı T hücreleri ise vücudun verdiği bağışıklık yanıtının boyutlarını kontrol eder ve enfeksiyonla savaş sona erdiği zaman her şeyin normale dönmesini sağlar Bir de Doğal Öldürücü Hücreler vardır Bunlar Öldürücü T hücrelerinin akrabasıdır Virüsler tarafından enfekte olmuş hücrelerle bazı tümör hücrelerini öldürürler Bağışıklık sisteminin önemini sanırım bu şekilde anlatmış olduk Bağışıklık sistemi zayıf olan bir kişi her türlü hastalığa daha kolay yakalanır ve daha zor kurtulur Bağışıklık sistemimizin beslenme şeklimizle doğrudan ilişkisi vardır Bu ilişki dünya çapında yapılan araştırmalarla da kanıtlanmıştır Yetersiz beslenen kobay fareleriyle iyi beslenen bağışıklık sistemi güçlü fareler arasında tedaviye cevap verme oranının çok farklı olduğu görülmüştürBu hastalığı yenebilmek için ilk yapılması gereken vücudun bağışıklık sisteminin en iyi şekilde güçlendirilmesidir Fakat sadece bağışıklık sistemini güçlendirmek yeterli değildir Kanserli hücrelerin çoğalmasını engelleyen bazı bitki özlerini (Örneğin limon kabuğundan elde edilen D-Limonene maddesi gibi) kullanmak gerekir Hastanın moralinin iyi olması da bu rahatsızlıkta daha da önemli rol oynamaktadır Hasta kendini canlı ve iyi hissettikçe tedavisi daha da kolaylaşmaktadır Elbette ki kanserde de erken teşhis önemli rol oynamaktadır Kanserin tedavisinde sadece bitkiler yeterli olmamaktadır Özel fabrikalarda su buharı distilasyonuyla elde edilen saf bitki özlerini mutlaka kullanmak gerekmektedir Bu bitki özlerinin bir bölümü ülkemizde üretilmekte ama yetersizdir Sadece birkaç bitkiyi kaynatarak içmek oyalanmaktan başka birşey değildir Oyalanmak bu hastalıkta ölümcül bir hatadır Hiçbir zaman doktor kontrolleri bırakılmamalıdır Kanser tedavisinde disiplinli bir uygulama gerekir Klasik tedaviler devam ediliyorsa da şifalı bitki ve bitki özleriyle mutlaka desteklenmelidir Ama mutlaka bitkisel konularda eğitim almış bir doktor kontrolünde kullanılmalıdır Öncelikle bağışıklık sistemini ve genel olarak metabolizmayı güçlendirmeyi kanserli hücreleri temizlemeyi hedef alan bu tedaviler hiç vakit geçirilmeden klasik tedavilerle uygulanmalıdır [b]Ancak hiçbir tedavi şansı kalmadığında şifalı bitkileri anımsamak hiçbir yarar sağlamayabilir Yani bitkisel tedavi son umut olarak görülmemelidir Doktor kontorolleri bırakılmadan düzenli bir şekilde bitki ve bitki özleri kullanılarak tedaviye devam edilmelidir Kanser tedavisinde gıda rejimi de önemli yer tutmaktadır Aldığımız bazı besinleri azaltıp hastanın yaşı ve hastalığın aşaması çok önemlidir Niyetimiz burada basit birkaç bitki ismi yazarak hastaları oyalamak değildir Kanser tedavisinde asıl etkiyi yapan saf bitki özleridir SADECE BESLENMEYE DİKKAT EDEREK KANSER TEDAVİ EDİLEMEZ FAKAT DOĞRU BESLENMEYLE TEDAVİ DESTEKLENEREK KURTULMA ŞANSI ARTIRILABİLİRANTİOKSİDAN VİTAMİNLER: A bağışıklık sistemini zayıflatırlar Hastalıklar sırasında antioksidan vitaminler çok önemlidirler Çünkü onlar bedenimizi oluşturan tüm dokuları korurlarSerbest radikaller beden metabolizmasında açığa çıkan maddeler olabileceği gibi dış etkenlerle de oluşabilirler Sigara stres ve korkular da serbest radikalleri çoğaltırlarSağlam bir organizmada “Radikal yakalayıcılar” ya da diğer adıyla “antioksidan maddeler” bulunur ve bu saldırgan molekülleri uzaklaştırırlar Beden çalışması sırasında çeşitli biyokimyasal olaylar sonucu ortaya çıkan serbest radikaller fazla miktardaysa ona zarar verir veya bozarlar Tümör oluşumları da serbest radikaller içerirlerKanser oluşumu sırasında bedendeki bu oksidadiv zarar az yada çok olabilir Bu durumda radikal yakalayıcılara çok görev düşmektedir Vitamin A ve C nin antioksidan etkileri yanında beden bağışıklığını artırıcı etkileri de vardırAyrıca C vitamini Kanser yapımını uyarıcı etkisi olan nitrosaminleri durdurur; yani kanseri engeller Eğer beslenme planlarını bilinçli yapar ve aşağıda belirtilenlere dikkat ederseniz bedeninizin gereksinim duyduğu radikal yakalayıcılar artarTaze meyveler (özellikle turunçgiller biber ve diğer C vitamini içerenler)Sarı renkli meyve ve sebzeler (havuç gibi) yeşil yapraklı sebzelerBuğday kabuğu ayçiçeği yağı ve zeytinyağı (E vitamini)Balıklar sarımsak da iyi bir antioksidandır KANSERDEN KORUYAN VİTAMİNLER VE MİNERALLER C VİTAMİNİ Hem doğal hem de yapay c vitamininin kanseri önlemedeki etkinliğiyle ilgili araştırmalar vardır C vitaminini az alan kişilerin kalın bağırsak kanseri olma riski 3 kat artmaktadır Kalın bağırsaktaki etkisi DNA ‘ya zarar veren mutajenleri azaltmak ya da engellemek olabilir Ameliyatla bağırsaklarından polip alınmış hastalara C ve E vitaminleri verilmesi poliplerin tekrarlanmasını engellemiştir Mide kanseri le ilgili bir teoride fazla yenen yağların oksitlenerek serbest radikal üretiminde rol oynamaları ve kanser riskini artırmalarıdır C ve E vitamini gibi antioksidanlar bu süreci engellemektedirler Mide kanserini önlemede taze meyve ve sebzelerin rolü birçok araştırmayla ispatlanmıştır Örneğin haftada 2 defadan az meyve yiyen Polonyalıların mide kanserine yakalanma riskleri her gün yiyenlere göre 3 kat yüksek bulunmuşturDünyada mide ve yutak kanserinden ölenlerin en çok bulunduğu yer Çin’in bir bölgesidir Bunun nedenlerinin nitrozaminler A ve E vitamini seviyelerinin düşük olduğu gözlenmiştir C vitamini Ağız yutak ve nefes borusu kanserlerinden de korumaktadırİran’da yapılan bir araştırmada C vitamini kaynağı meyveler içerisinde en etkilisinin portakal olduğu belirlenmiştirBeslenmeyle fazla ilgisi yok gibi görünen akciğer kanserinde bile C vitamininin koruyucu rolü bulunmaktadır C vitamini yalnızca bitkisel gıdalarda bulunur Kuşburnu patates en iyi kaynaklardır Beta karoten ve A vitamini Harvard Üniversitesinde 90000 kadın üzerinde yapılan bir araştırmada A vitaminini en çok tüketen kadınların meme kanseri riskinin çok düşük olduğu gösterilmiştir Başka bir araştırmada yumurtalık kanseri olan kadınların kanlarındaki beta- karoten düzeyinin düşük olduğunu ve diyetlerinde karoten içeren gıdalara az yer verdiklerini ortaya çıkarmıştır Beta- karotence zengin gıdaların tüketimi mesane kanserini de önlemektedir Sigara akciğer kanserinde başlıca rolü oynadığı halde neden sigara içen herkesin kansere yakalanmadığını merek Adenler bulunabilir Bunun nedenlerinden biri bu kişilerin fazlaca A vitamini almaları olabilir A vitamini organları saran hücrelerdeki değişmeleri kontrol eder Bu nedenle sigara içen kişilerde A vitamini düzeyi yüksekse akciğer kanseri riski azalmaktadır A vitamini ve beta-karotenin kanserden koruma mekanizmaları arasında mutajen oluşumunu ve güneşin uv ışınlarından zarar görmemizi engellemeleri bağışıklık sistemini güçlendirmeleri kanser yapıcı maddelerin hücre çekirdeğine zarar vermesini önlemeleri ve serbest radikalleri yakalamaları sayılabilirBalık süt ve yoğurt A vitamini içerir Havuç tere Beta-karoten içerirE VİTAMİNİ Hem serbest radikalleri yakalayarak hemde bağışıklık sistemini güçlendirerek kanser riskini azaltır E vitamininin değişik formları arasında serbest radikaller üzerinde en etkili olanı Alfa-tokoferol dürÖzellikle kadınların yakalandığı kanserleri önlemede en yararlı vitaminlerden biri E vitaminidir 15000 Finlandiyalı kadın üzerinde yapılan bir araştırmada kandaki E vitamini düzeyi yüksek kadınların serviks kanserini de içeren çeşitli kanserlere yakalanma riskinin daha düşük olduğu gösterilmiştir Erkeklerde de E vitamini alımının prostat kanseri riskini üçte bir bu kanserden ölüm oranını da @ azalttığı belirlenmiştirSürekli olarak E vitamini alan kişilerin ağız ve yutak kanserine yakalanma riski yarı yarıya düşmektedir Sigara içen ya da tütün çiğneyen kişilerde de E vitamininin bu kanserlerden koruyucu etkisi gösterilmiştirKimyasal kanserojenlerle temas sonucu oluşan deri kanserini önlemek de E vitaminiyle mümkün olabilmektedirBitkisel yağlar yeşil yapraklı sebzelerde E vitamini bulunurFOLİK ASİT Sebze ve meyvelerde bolca bulunan bu B vitamini genlerin normal olarak kuşaktan kuşağa geçmesi için gereklidir Folik asit yetersizliğinde kromozomlarda kopmalar olmaktadır ABD de yapılan geniş çaplı bir araştırmada kalın bağırsak kanseri için belirteç olan bağırsak poliplerinin diyetteki folik asit düzeyiyle ters ilişkisi ortaya çıkarılmıştır Günde yaklaşık 400 mikrogram folik asit alan kişilerde kolon kanseri en düşük oranda görülmektedirYeşil sebzeler enginar folik asitin en iyi kaynaklarıdır D VİTAMİNİ VE KALSİYUM Bu iki besin öğesinin kanserden koruyucu rolü ilk kez kuzey ülkelerinde yaşayan insanların kanserden ölüm oranlarının daha yüksek olduğunun farkına varılması sonucu ortaya atılmıştır Son zamanlarda yapılan araştırmalar D vitamini ve kalsiyumu kalın bağırsak meme ve prostat kanserinden koruyucu etkisi olduğu göstermiştirKalsiyumun bağırsak kanserini hangi mekanizmayla önlediği tam olarak bilinmemekle birlikte emilim sırasında bağırsaklardan salgılanan ve kansere neden olabilen safra asitlerini bağlayarak bağırsakların zarar görmesini engellediği sanılmaktadırAyrıca sindirim sırasında ortaya çıkan ve bağırsak hücreleri için toksik olan yağ asitleriyle birleşerek sabun oluşturmakta ve bu sabun emilemediğinden dışarı atılarak temizlenmiş olmaktadırD vitamini ve kalsiyumu yağlı balıklar peynir ve sütten alabiliriz D vitamini güneş ışınlarıyla deri altında sentez edilebilen bir vitamindir SELENYUM 1800 lü yılların başında yerkabuğunda keşfedilen selenyum diyetteki minerallerin en zehirlisidir E vitaminiyle birlikte dokuları koruma görev alır Son yıllarda yutak tırnak dökülmesi ve sonuçta ölüme yol açabilirSelenyum balıklarda ay çekirdeği ve mısır cipsinde bulunurKANSERLE SAVAŞTA ETKİLİ GIDALAR Meyveler: Portakalda hesperidin mandalinada tangeretin ile turunçgillere özgü nobiletin ve sinesetin adlı flavonlar bulunmaktadır Bunlar vücudun kanserli maddeleri atmasını ya da toksinini gidermesini sağlayarak yüksek antikanser etki gösterirler Bu flavonlar arasında kanserin yayılmasını önlemede en etkili olanı mandalinadaki tangeretindir Son yıllarda bu maddenin insanda karaciğer kanserinin metastazını önlediği düşünülmektedir Nobiletinin de deri kanserinin ilerlemesini önemli ölçüde azalttığı gösterilmiştir Limonenler ise vücutta kanserojen maddeleri parçalayan enzimleri arttırmaktadırÜzümde bulunan proantosiyanidin ve resveratrol adlı flavonoidlerin güçlü birer antikanserojen olduğu ananas ve çilekteki maddelerin de kanser yapıcı nitrozaminin oluşumunu engellediği belirlenmiştirBioflavonoidlerin meyvelerdeki diğer iyi kaynakları arasında kayısı kiraz ve erik sayılabilirÇilek böğürtlen gibi çilekgiller ailesinden meyveler kanser hücrelerinin büyümesi için gerekli enzimlerin vücutta yapımını durdurmaktadır Saf olarak elde edilen ellagik asitin emilimi zordur Ancak meyvelerde şekere bağlı olduğundan daha kolay emilmektedirKuru baklagiller ve tahıllar: Kuru baklagiller ve tahıllarda kanserden koruyucu birçok madde vardır Fitatlat Proteaz inhibitörleri ve saponinler en önemlileridirFitatlar genellikle lif içeriği yüksek gıdalarda bulunur Bu nedenl yulaf ve mısırdır Fitoöstrojenler içeren soya fasülyesinin meme lösemi ve deri kanserini önemede etkili olduğu belirtilmiştirProteaz inhibitörleri içeren soya patates gibi bitkisel gıdaların yine birçok kanser türlerinin oluşmasını engellediği bilinmektedir Saponinler antioksidan etki göstererek hücreleri serbest radikallerden korurlar ve kansere neden olan DNA mutasyonunu önlerler Saponinler soya yeşil fasülye ve yulafta bol miktarda bulunurlarÇaylar: Yeşil çayın bol tüketildiği uzak doğu ülkelerinde kanser türlerinin az görülmesi bilim adamlarını çaydaki maddeleri incelemeye yöneltmiştir Çaydaki kansere etkili maddeler taninler ve kateşinlerdir Yeşil çay yutak ve lenf kanserinde etkilidir Siyah çayın daha çok deri kanserini önlediği anlaşılmıştır Sayın Prf Dr Aysel Kavas’ ın Ege üniversitesinde yaptığı araştırmalarda kuşburnu DNA mutasyonunu engellediği ve kanseri önlemede kullanılabileceği belirtilmiştirAyrıca ısırgan otu çayının da anormal hücre oluşumunu engellediği bilinmektedir Sarımsak biber de antikanser özelliği olan baharatlardandır Özellikle sarımsak ve soğan sofralarımızdan eksik etmememiz gereken sebzelerdendir ![]() |
|
|
|